En uygun fiyata eşarp, şal, çanta, sunum ve dekorasyon ürünleri..

EN UYGUN FİYATA EŞARP, ŞAL, ÇANTA, SUNUM ve DEKORASYON ÜRÜNLERİ.. TÜM MODELLERİ GÖRMEK İÇİN FOTOĞRAFI TIKLAYINIZ..

3 Kasım 2016 Perşembe

Ev Düzeni ve İnsan İlişkilerine Dair 11 Tecrübe ve Öneri..


Aslında bugün Psikiyatristle Görüşme Sürecim başlıklı yazımı hazırlamak üzerine bilgisayar başındaydım.. Ancak öncesinde bu yazıyı okumanız gerektiğini düşündüm.. Bu postta evde düzeni sağlamak adına tecrübe edip uyguladığım fikirler ve insanlardan bolca zarar görmüş biri olarak insan ilişkilerine dair edilmiş bir kaç kelam bulacaksınız.. 

Ev düzeni ve insan ilişkileri ne gibi bir alaka sonucu aynı postta konu edildi diye düşünürseniz, okudukça farkedeceksiniz özellikle hayatınıza dahil ettiğiniz insanlar ev düzeninden, evlilik hayatınıza kadar pek çok şeye etki ediyor..

Hadi başlayalım..

* Günlük plan yapın, işlerinizi yazın..

Benim her zaman hayatımın her anında bir defterim olmuştur.. Bittiğinde hemen yerine yenisi gelir.. Şu an bile önümde duruyor.. 
İşlerinizi yazmak hem kontrolü ele aldığınızı gösterip kendinizi iyi hissetmenizi sağlar hemde daha organize olup zamanı iyi kullanmanıza sebep olur..

Güzel yazmanıza gerek yok, düzgün cümleler kurmanıza gerek yok.. Siz anlasanız yeter..  
Çok vakit ayırmanıza gerek yok.. Kalktığınız zaman yapın çayınızı kahvenizi.. Bi kahve içimlik zaman dilimine yazın günlük işlerinizi..

Mesela bugün benim listemde yazılı olanlar.. 

Bulaşıklar..
Çamaşır yıkama / kurutma / kaldırma
Buzluğa börek stok
Post taslak
Sipariş hazırlama
Market listesi
Ödev kontrol
Boş oda fazlalıklar 

Bunları yaptıkça üzerlerini çizmek sizi hem motive edecek, hem keyif verecektir..

Daha büyük zamanlı listelerde hayatınızı kolaylaştırmak için size yardımcı olacaktır.. Haftaya yapılacaklar ( kapılar silinecek ) vs. gibi.. 

* Ertelemeyin..

Mümkünse her şeyi zamanında yapmaya çalışın.. Boşa vakit geçirip işleri aksatmak yerine yapılacakları yapıp sonrasında kalan boş vaktin keyfini çıkarmak çok daha mantıklı.. 
Çünkü kafan doluyken yapacakların varken geçirdiğin o boş vakit çokta verimli olmuyor.. Ama aynı vakti işlerin bitmesi sonrasında keyifle geçirebiliyorsun.. 
Mola verin ama.. O ayrı..

*Erken yatın, erken kalkın..

Erken kalkınca enerjinize, yaptığınız ve yetişebildiğiniz iş sayısına inanamayacaksınız.. 
Aslında her şeye yetecek kadar zamanımız var.. Sadece doğru kullanamıyor ve gereksiz şeylere harcıyoruz

* Organize olun.. 

Her şeyinizin yeri belli olsun.. Ve ev ahalisinden de buna uymalarını rica edin.. Herkesin aradığı şeyin nerede olduğunu bilmesi veya aldığı şeyi aldığı yere bırakması işlerinizi büyük oranda azaltacak göreceksiniz..

Makas, havlu, tuvalet kağıdı, yedek ürünler vs. de hep belli yerlerde ve herkesin ihtiyaç halinde size sormadan ulaşabildiği yerlerde olsun

* Çocuklarınıza görev verin, eşinizle iş bölümü yapın..

Bu madde yukarıdaki maddeyle bağlantılı, daha örneklendirilmişi diyelim.. Benim gibi kontrol delisi, her şeyi ben yapıcam mantığındaysanız bu biraz zor olabilir.. Ama başarılabiliyor ben bile başardıysam herkes başarır.. 

Bırakın evde sizin dışınızda da bir şeyler yürüsün.. Her şeye yetişeceğim diye paralamayın kendinizi.. Bırakın her şey istediğiniz gibi olmasın.. İstediğiniz gibi olmasa da oluyor.. Bunu keşfedince işleriniz çok daha hafifleyecek, ruhsal olarak daha iyi hissedeceksiniz..

Bizde mesela eşimin işleri bellidir.. Büyük market alışverişlerini o yapar.. 
Toz alerjim sebebiyle sulu olmayan küçük süpürgeyi boşaltmak, yazın terası yıkamak, yine alerjim sebebiyle kuşumuzun kafesinin temizliği gibi şeylerde onun işi..

Çocuklarımında çeşitli görevleri var.. Bunları yapmak hem onlara sorumluluk bilinci aşılarken bana da büyük faydası oluyor.. Aman çocuğun yapacağı işten ne olacak dememek lazım inanılmaz işe yarıyorlar ve çokta mutlu oluyorlar işe yaradıkları için...

Banyoda havlu değiştirmek, tuvalet kağıdı alındığında sepete yerleştirmek veya bittiyse yenisini takmak oğlumun görevlerinden bir kaçı..
Çamaşır makinesini boşaltıp kurutmanın önüne götürmek, ve yine kurutma bittikten sonra makineyi boşaltıp sepeti yatak odasına götürmek oğlumun görevlerinden diğerleri..

Ütülediğim çamaşırlarını da dolabına kendi yerleştiriyor.. Her şeyinin yeri belli ve yenileri alta koyup dolapta olanları üste çıkarması gerektiğini de öğrettim buna göre diziyor..

Sofranın toplanmasına yardım etmek, odasının düzeni vs. gibi şeylerde diğer görevleri..

Kızımda sofra kurarken tabak, bardak, çatal, kaşık ve ekmek taşıyor.. Banyodan sonra saç kurutma makinesini dolaptan çıkarıyor ve kirli çamaşırlarını kirli sepetine kendisi götürüyor.. Onun görevlerinden bazıları da bunlar.. 

* Fazlalıklardan kurtulun

Dolabınızda kullanmadığınız kıyafetler, ayakkabı dolabınızda en son ne zaman giydiğinizi bile hatırlamadığınız ayakkabılar, takmaya fırsat bulamadığınız çantalar.. Kullanmaya fırsat bulamadığınız bir sürü ıvır zıvır.. Her şeyden beşer onar tane.. Tıklım tıkış, bir türlü düzen oturtamadığınız dolaplar..

Tüm bunlar size huzursuzluk veriyor mu ? 

Bu saydıklarım hiç başıma gelmedi ama eminim bana verirdi.. Çünkü ben dolapları belli bir kapasitenin üzerine çıkmaya başladığında gerim gerim gerilen, ve onları boşaltıp fazlalıklardan kurtuldukça mutlu olan biriyim..

Zaman zaman fazlalık bir eşyanın beni uykumu kaçıracak kadar rahatsız etmesiyle acaba bu bir psikolojik sorun mu ki diye düşünsem de :) son zamanlarda okuduğum kişisel gelişim kitaplarında, dinlediğim psikolog söyleşilerinde hep aynı şeyle karşılaşıyorum..

"Mutlu olmak için hayatınızdaki fazlalıklardan kurtulun.."

Demek ki kendimi bildim bileli doğru yoldaymışım.. Hiç bir zaman dolaplar dolusu kıyafetim olmadı.. Yeni bir şey alacaksam mutlaka bir kaç kullanmadığım şey dolabımdan çıktı.. Bunu biliçsizce uyguladım.. Ya birine verdim, ya belediyeye gönderdim.. Satılabilecekleri satışa çıkardım..

Bu yüzden  3 kapılı küçük bir gardrobum ( ki sadece 1 kapısı benim.. ) ve sadece 1 adet giysi çekmecem var.. 
Dolabımdaki her bir parçayı mutlaka kullanıyorum.. Gereksiz yere yer kaplayan hiç bir şeyim yok.. 

Yatağım bazalı olmadığı için sürekli karşılaştığım kışlıkları / yazlıkları nereye koyuyorsun ? nasıl yetiyor dolabını sorusunun cevabı da bu.. Kışlıklarım veya yazlıklarım desenli bir karton kutuyu doldurmuyor bile.. Bu yüzden yer sıkıntım yok.. 

Eşim ve çocuklarımda aynı düsturda ilerliyor.. Sadece kızımın doğumda ve doğum günlerinde gelen hediyeler dolaysıyla çok fazla kıyafeti var /vardı ve şimdiye kadar hastanede birlikte yattığımız kadının bebeğinden, okul bahçesinde karşılaşıp hiç tanımadığımız kadının bebeğine kadar bir sürü bebeğe faydası dokundu.. Hatıra amaçlı sakladığımız bir kaç parça dışında her şeyi dağıttık.. 

Kurtulun.. 
Hayatınızdaki fazlalıklardan kurtulun.. Dolaplarınıza çekmecelerinize alıcı gözle bakın.. boşu boşuna yer kaplayıp size ruhsal olarak yük getiren o kadar çok şeyle karşılaşacaksınız ve onlardan kurtulduğunuzda o kadar hafifleyeceksiniz ki inanamazsınız..

Ve eşyaların enerjileri olduğuna inanıyorum.. Sevmediğiniz, negatif enerji aldığınız ama bir şekilde görüşmek zorunda kaldığınız birinin, bir davet esnasında veya hayırlı olsun olur, bebek doğumu olur vs. bir şekilde size hediye olarak getirdiği bir şeyin, evinize negatif enerji yaydığına inanıyorum.. 

Sanki o kişinin varlığı o eşya aracılığıyla sürekli yanınızda, gözü her daim üzerinizde gibi.. 

Kurtulun.. Ne almış olursa olsun sizde böyle olumsuz duygular uyandıran bir şeyi evinizin içinde tutmayın.. 
Birine verin.. Verdiğiniz kişi aynı olumsuz duygularla yaklaşmayacağı için mutlu bile olacaktır. Bir taşla iki kuş.. Hem verdiğiniz kişiyi mutlu edin, hem baktıkça o kişiyi hatırlayıp, kendinizi kötü hissetmeyin.

* Akıllı alışveriş yapın.. 

Fazlalıklardan kurtulmanın en kolay yolu baştan onları evinize hiç sokmamak..

Alışveriş yaparken sakin olun.. Bir şeyi gerçekten istediğinizden emin olmadan onu satın almayın.. Yanınızdaki insanların veya satış personelinin sizi etkilemesine izin vermeyin.
Bunu alsam mı acaba diye düşündüğünüz bir şeyi almayın.. Çünkü gerçekten beğenseydiniz alsam mı diye tereddütte kalmazdınız.. Muhtemelen daha güzelini görüp pişman olacaksınız.. 

Ve uzun zaman önce bir yerde okuduğum çok işe yarayan bir tüyo.. Bir şeyi almak istediğinizde 15 dakika oyalanın.. Gerekirse mağazadan çıkıp dolaşın.. 15 dakika sonrasında o şeye karşı hala aynı duygulardaysanız o zaman alın..

Bu 15 dakikalarda o kadar çok şeyden vazgeçtim ve sonrasında daha çok beğendiğim başka şeyler aldım ki.. Her zaman etkili bir yöntem..

*Kendinizi ödüllendirin..

Bir sürü iş yaptınız ve tükendiğinizi hissediyorsunuz.. Mutlaka ara verin.. Hatta bunu tükendiğinizi hissetmeden yapın.. Bi kahve için.. Yanında çikolata yiyin.. Dergi karıştırın.. Ruj sürün kendinizi şımartacak bi şeyler yapın..

Daha da ötesinde kendinize hediyeler alın.. İstediğiniz bir kitap olabilir, her şey olabilir.. Ve hediye paketi yaptırmayı unutmayın..

* Büyüklerinizden yardım istemekten çekinmeyin.. 

Zaman zaman çocuklarınızı büyüklerinize bırakmaktan çekinmeyin.. Anne - baba olmanın dışına çıkıp eşinizle baş başa vakit geçirin, sevgili gibi gezin tozun eğlenin ve buna ihtiyaç duyup gerçekleştirdiğiniz için kendinizi asla suçlu hissetmeyin..

Nefes alma ihtiyacınız olması, hayatınıza bir süre mola verip değişik bir şeyler yapmak istemeniz o kadar normal ki.. 
Toplumumuzda evin reisi erkek gibi görünse de her zaman söylerim ki aslında bence reis kadın.. 
Ev hayatında her şey sizin etrafınızda dönüyor..  Siz mutluysanız eşiniz ve çocuklarınızda mutlu.. Siz kötü durumdaysanız bu otomatikman onları da etkileyip mutsuz ve huzursuz ediyor.. Bu yüzden kendinize yatırım yapmaktan kaçınmayın.. 
Bu yatırımı aslında ailenize yapıyorsunuz unutmayın.. Saçını süpürge edip sürekli fedakarlık yapmadan, kendinizi ve makul isteklerinizi ertelemeden de çok iyi bir anne olabilirsiniz.. Hatta emin olun daha iyi bir anne olursunuz..

* Hayır demekten çekinmeyin.. Ayıp olur duygusundan kurtulun..

Her ne kadar bazı insanlar dışardan baktığında "bütün gün evdesin ne işin var" gibi bir yaklaşım sergilese de, (ki biz zamanlar bende bunlardan biriydim :) aktif çalışma hayatım olduğu dönemlerde, annem bütün gün oturmadım dediğinde abarttığını düşünüyordum ve bir başka tanıdığımıza "bütün gün evde canın sıkılmıyor mu ? dediğimi hatırlıyorum..
Tamamen iyi niyetliydim.. Çalışıyordum ve insan bütün gün evde olunca sıkılır yapacak bi şey bulamaz gibi geliyordu..

Oysa öyle değil.. Bir evi yönetmek hele çocuklarda varsa hiç kolay bir şey değil.. Bir maraton koşusu gibi ve belli bir tempoda koşmazsan arkadan gelenler üzerine yığılıyor ve altında eziliyorsun.. Her şey belli bir rutinde ilerlemek zorunda.. İşin içine sosyal olarak ta aktif olayım isteği girerse işler bir parça daha karışıyor..

Yardımcı tutma gibi bir seçeneğiniz yoksa, sosyal hayatı da dengede tutmak lazım.. Benim acı tecrübelerime dayanarak size olan nacizane tavsiyem önceliklerinizi iyi belirleyin, hayır demekten çekinmeyin ve ayıp olur duygusundan kurtulun.. 

Özellikle blog yazmaya başladıktan sonra olmayacak insanlarla görüştüm ve daha da ileri giderek onları evime doldurdum.. Ben onlara karşı aynı duygusal yoğunluğu hissetmememe rağmen sırf beni sevdiklerini, bana hayran olduklarını söylüyorlar diye, bir şekilde bu ilgiye karşılık vermeliyim diye, çağırdılar şimdi gitmesem ayıp olur diye, sana geleceğiz dediler gelmeyin demek olmaz şimdi diye..  vesaire, vesaire.. Büyük hatalar yaptım.. En değerli şeyim olan vaktimi başkaları için boşa harcadım..

Evlilik hayatıma çok büyük zararları oldu bu durumun ve bir çok konuda ciddi aksaklıklar yaşadım.. 

Çocuğumu hafta sonu banyosunu yaptıramadan okula gönderdiğim de oldu.. Ailemi sabahın köründe kahvaltı edemeden yollara dökmelerim de.. 
Eşimin saatlerce trafik çilesi çekmesine, çocuklarımın perişan olmasına sebep olmalarım.. Yine deli gibi çalışan eşimin tek dinleneceği günde misafirim gelecek diye evden postalamalarım.. 
İnsanları ağırlayacağım diye günler süren ev temizlemelerim, bu esnada sürekli çocukları evden gönderip çocuklarıma hasret kalmalarım...
Eşimin servis şöförü gibi milleti getirip- götürmeleri.. Ve üstüne onlardan saygısızlık görmeleri.. 
Benden alınıp alınıp ödenmeyen ürünler. Benim tanıdıklarımdan alınıp alınıp ödenmeyen benim ödediğim ürünler.. Onlara karşı mahcubiyetlerim..  Maddi manevi zararlarımız..

Ve en önemlisi eşime karşı mahcubiyetlerim..

Tanınırlığımın getirmiş olduğu bir takım avantajlarla yanımda görünüp, isim duyurup sırtımdan kazanılan paralar.. Ama sonrasında benden asla ve asla bahsetmemeler.. Herkesle görüşürken çarşaf çarşaf yayınlar yapılırken nedense benle görüşmelerin gizli tutulma çabaları.. Tek bir kare paylaşılmaması.. 

Caf caflı günlerde evimi dolduranların, kendi sorunlarıyla saatlerce vaktimi alıp, beni ruhsal olarak çökertip eşime çocuğuma bu durumu yansıtmama sebep olanların,  bazı iletileri özellikle yazıp gözlerine gözlerine soktuğum halde kızımın hastalığını, ameliyatını görmezden gelmeleri.. Neler neler..

Ve geldiğimiz noktada ;

Kullanılmışlığım, başkaları için çabalarken eşime çocuklarıma hasret kalışım, yine onlarla geçirebileceğim fakat değmeyecek insanlara heba ettiğim günlerim, saatlerim,  insanlar sebebiyle hayat arşivime kattığım eşimle gereksiz kavgalarım, pişmanlıklarım ve maruz kaldığım büyük nankörlüklerle baş başayım.. 

Diyeceğim o ki, önce çocuklarınız, eşiniz ve eviniz.. Hayır demekten çekinmeyin ve istemediğiniz şeyleri sırf size ilgi gösteriyorlar diye mahcubiyet duygusuyla, insanlar mutlu olsun diye yapmayın..

Tabii ki çevreniz ve arkadaşlarınız olacak.. 
Ancak iç güdülerinize ve hislerinize güvenin.. Olumsuz şeyler hissediyorken görüşmeye devam etmeyin, evinize sokmayın.. Farklı şeyler hissederken, ayıp olur mu diye hissettiğinizden farklı davranışlarda bulunmayın.. Fedakarlık yapan taraf her zaman siz olmayın.. İlişkiniz bir dengede yürüsün.. İnsanlarla mesafenizi doğu ayarlayın.. 

Her şeyi yaşayıp tecrübe edecek kadar vaktiniz yok.. Bu yüzden başkalarının tecrübelerinden bolca yararlanmaya bakın.. Aklınızın başınıza gelmesi için 35 yaşınızı beklemeyin ve başınıza bir sürü şey gelmesi gerekmesin..

Abartılı sevgi gösterilerine kanmayın..

Size "idolümsün sana hayranım seni şöyle seviyorum seni böyle seviyorum " diyen bir insanın sizden nefret etmeye başlaması ve kötülük yapması, normal mesafede bir insandan kötülük görmenizden çok daha yüksek bir ihtimaldir.. 

Sizi sürekli öven insanlarla yakın arkadaşlık etmekten kaçının.  Mümkünse bunun olmasının önüne geçin.. En büyük darbeleri onlardan alacaksınız çünkü..

Güzel gibi görünen bu durumun size sayısız zararı olurken , öven kişinin de bir süre sonra övdüğü konular gözüne batmaya başlayacak ve bunu size de yansıtacaktır..

İnsanlar sizi sevebilir, imrenebilir ama daha ötesi bambaşka bir duygu.. Hayranlık, bir süre sonra baş edilemeyen ve nefrete dönüşmesi en muhtemel duygudur.. 

*Son olarak, sosyal medyanın, özellikle ınstagramın illüzyonuna aldanmayın.. 

İnsanların en güzeli, en düzgünü, en iyi görüntüyü paylaşma eğiliminde olduğunu ve bu tür fotoğraflarda çeşitli efekt ve ışık programları kullanıldığını unutmayın.. 

O evlerin temiz ve düzenliyken fotoğraflandığını, her zaman o fotoğraflardaki gibi tertemiz ve düzenli görünmediğini ve fotoğraf sahiplerinin hayatlarına 7 / 24 tanıklık edemeyeceğinizi, kimsenin göründüğü kadar mutlu hayatlar yaşamadığını bilin..  
Kendinizi, evinizi, hayatınızı gördüğünüz mis gibi, ışıl ışıl fotoğraflarla kıyaslayıp mutsuz etme hatasına düşmeyin.. 

Alacağınız tüm önlemlere ve onca emek vermenize rağmen bazen yetişemeyeceğinizi, işlerin yolunda gitmeyeceğini, kendinizi sıkışmış ve sorumluluklarınızın altında ezilmiş hissedeceğinizi bilin ve benim ara ara yaptığım gibi bu durumlarda oturup ağlamaktan yani rahatlamaktan çekinmeyin :)

Sizin gibi milyonlarca kadının aynı duyguları yaşadığını, ve dünyanın en zor mesleği olan annelik ve ev hanımlığını çoğu zaman başarıyla götürdüğünüzü aklınızdan hiç çıkarmayın..

Çocuklarınızı kendiniz büyütüp, evin tüm yükünü yardımcısız tek başına kaldırmak zorunda olduğunuz bir hayatınız varsa, hele birde çalışıyorsanız,  tüm bunları başarabildiğiniz için kendinizle gurur duyun..

Hoşçakalın <3

mutluhayatblog@gmail.com

49 yorum:

  1. Süper bir yazi olmus 😍

    YanıtlaSil
  2. Ben bana bunları öğreten süreçleri mazoşistçe seviyorum aslında :) Ama yine de Allahtan daim afiyet isteriz.. Şöhret zehirli bal imiş..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mantıklı aslında :) Seni sen yapan detaylar oluyor yaşadıkların..

      Sil
  3. :) yeni bloğunda ki en güzel yazın. daha doğrusu sen gibi ilk yazın. diğerleri makale gibi, durum tespiti gibi,ne bileyim beyanat gibi gelmişti bana. seni çok severim ben, o yüzden düşüncelerimi belli etmeden beklemek istedim ve beklememe değdi. sen busun, ben seni bu yüzden okuyorum. duygularını paylaşıyor, düşüncelerini açıkça söylüyorsun. bu yüzden seni samimi buluyorum. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim güzel eleştirilerin için :) Her yazının da insanlar gibi ayrı karakteri var sanırım :) Daha sık böyle yazmaya çalışacağım..
      Sevgiler <3

      Sil
  4. Tesekkurler ilkay hanim cok guzel bir yazi su isini zamaninda yapma duzenli olma konusinda kendimi egitmem lazim o konuda cok sıkıntı yaşıyorum onu basarabilsem hersey guzel olacak bide insanlara hayir demeyi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır demeyi çözdükten sonra bir çok şey kolaylaşıyor ve her şeyine yansıyor dilerim aklından geçen her şeyi gerçekleştirirsin en kısa zamanda.. Sevgiler <3

      Sil
  5. Alkisliyorum seni gercekten yurekten... Nasil bir akici yazi olmus. Yazdiklarina zaten asil alkislar o ayrida :) yazinin ev duzeni ile. Ilgili kisimlarini son bir ydir uygulamaya calisiyorum ama senin kadar hamarat degilim yavas yavas :) ama insan iliskileri hakkinda yazdiklarini ben yazsam bir harf bile farkli olmazdi. Bu kadar beni anlatamazdin. Dut bakalim daha neler ogretecekler bize...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Hicrancım sen tarafından alkışlanmak güzel :) Ben de diyet konusunda senden ilham alıyorum..
      Ayrı yerlerde ayrı hayatlarda aynı şeyleri yaşıyoruz aslında kadınlar olarak :) Bu yüzden birbirimizde kendimizden bir şeyler bulduğumuzda hoş geliyor :)

      Sil
  6. Yaaa bir suru sey yazmistim ben ne olur geldi de ilkaayyy

    YanıtlaSil
  7. Kesinlikle çok faydalı bir yazı. Elinize sağlık.Ben de yavaş yavaş uygulamaya çalışıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler faydalı bulmanıza sevindim sevgiler <3

      Sil
  8. yazınızı çok beğendim özellikle mola VE kendine vakit ayırma kısmını bende hep yaparım ama şu defter olayına defalarca başlamama rağmen devam edemedim bir de eski bi takipçiniz olarak " o arkadaşlarınızın " kim yada kimler olduğunu merak ettim beyin fırtınası yapıyorum şuan :)) hmmm bi kere ailecek bi arkadaşına gitmişti o mu acaba.... biri daha vardı ama yok o değildir onla çok samimiydiler filan :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aklına kim geliyorsa doğrudur.. Şu an sadece iki dostum var ikisi de yıllardan beri tanıdığım insanlar. Biri mekan olarak çok daha uzakta sık göremiyorum ama diğeri çocukluğumdan beri tanıdığım çok yakınımda sürekli bahsi geçer bu yüzden.. Gözüm açıldı.. Arındım yanlış tercihlerimden.. Huzur böylelikle geldi..

      Sil
    2. daim olsun inşallah :)

      Sil
  9. ilkay hanım yazınıza istinaden şunu merak ettim bi psikoloğun yazısı vardı evliliğin 3 ayağı vardır biri aile, biri mahrem hayatımız diğeri arkadaşlık ve sizde sonuncusu yok demiş. onla konuştuktan sonra arkadaşlık bizde de yok dedim ve o günden beri düşünüyorum aklıma siz geldiniz maşallah diyorum yazdıklarınızdan arkadaş gibi olduğunuzu görüyorum bununla alakalı da bir yazı yazsanız duacınız olurum Allah mutluluğunuzu daim etsin <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekürler yazmak isterim tabii sadece bunu nasıl cümlelere dökerim bilemedim :) Hani çok standart bir aile değiliz diye adlandırıyorum ben bizim durumu ama daha uzun nasıl anlatılır onu bilemedim.. Soruların varsa belki yardımı olur..
      Herkesin huzuru mutluluğu daim olsun dilerim ben de.. Sevgiler <3

      Sil
    2. ben yalnız nasıl yarım yamalak yazdığım halde anlayıp cevap vermişsiniz öncelikle tebrikler ve teşekkürler deyim :)) ben arkadaşlarım arasında çok gülen espri yapan biriyim ama eşimle hiç gülmüyoruz ciddi birisi o mesela... sizin aranızda çok güzel bi espri anlayışı var maşallah :) birlikte vakit geçirmiyoruz pek ortak bişey yapamıyoruz hayatı paylaşamıyoruz sanki sadece sorumluluklarımızı yerine getiriyoruz... ve eşime herhangi bir sorunumuzu dile getirsem kabul etmiyor ona göre küçük şeyler sorun değilmiş aslında ben onları farkedip düzeltelim diyorum ama olmuyor dertleşemiyorum mesela beni di,nleyip çözüm bulmak yerine akıl verip hesap sorma niye böyle yaptın gibi şeyler söyleme durumları var.... ben niye arkadaş olamıyoruzu yazmaya çalıştım çünkü nasıl olunuru bilmiyorum belki fikir verebilmişimdir sevgiler :))

      Sil
  10. Allah yardimciniz ve yardimcimiz olsun

    YanıtlaSil
  11. Merhaba ilkay yazdıkların sesli söyleyemedigim şeyler bütünü neredeyse.Yazın gerçekten cesaret verici uygulayacağım şeyler var tabiki😊
    Küçük bir rica, psikologla aranızda geçen görüşmeler belki bizlere ışık tutabilir.işte tamda burada benden bahsediyor dediğim şeyler çok oluyor.
    Bununla ilgili özel bir yazı dizisi bekliyorum 🤗

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşine yararsa ne mutlu bana :) Yazabileceğim kadarıyla yazacağım inşallah psikiyatrist görüşmelerimi de..
      Sevgiler <3

      Sil
  12. Bu yazıyı ara ara okuyorum bana iyi geliyor. Çünki tamda bu durumdayım ev 2 çocuk ve is yetmiyorum yetisememiyorum. bazen bana iğne yapsalar 2 gün uyutsalar diyorum. EnerjiMIn bittiğini hissediyorum. Çocuklarıma daha çok vakit geçirmek istiyorum ama berbat durumdayım. Kimisine hayat altın topside sunuyor herseyi. Ama ben en ufak birsey için bile mücadele vermek zorundayım. Sanırım tükendim ne yapmalıyım bilmiyorum?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte tam da böyleydi.. Psikiyatriste kendimi anlatırken bazı sorularına karşılık benzer bir cümle kurmuştum.. "İntihar gibi, bir düşüncem yok ama hayata ara vermek, elimde olsa bir kaç ay uyumak isterdim.."
      Velhasıl mutlaka bir doktora git derim.. Bana inandırıcı gelmiyordu hiç ama bu ruh halinden kurtulunabiliyor..

      Sil
    2. Bende istiyorum ama birisinin on ayak olmasını bekliyorum galiba çekiniyorum. Nereye nasıl gitmeliyim sizin doktorunuz gibi bir doktor bulalıyim. çevremde çok psikolog var ama işyerinden o yüzden onlarla olmuyor.

      Sil
  13. mrb ilkay hanim yeni evli biri olarak yaziniz cok hosuma gitti ve ev hayatina alismam icin tavsiyelerinz cok guzel.paylasimlarinizn devamini bekliyorum ..:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne mutlu bana o zaman :) Devamını getirmeyi istiyorum ben de.. Sevgiler

      Sil
  14. Çok iyi geldi bu yazı 😉 Ben de psikolog ile ilgili olan yazıyı merakla ve heyecanla bekliyorum 😉

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazıyorum bir kaç güne geliyor bi aksilik olmazsa <3 İyi gelmesine sevindim :)

      Sil
  15. Evimde harry potterdaki 9 üç çeyrek peronu gibi sadece benim bildiğim dilediğim zaman geçebildiğim bir kapı olsun istiyorum. Bazen boş bir oturma odasına bazen bir manzaraya açılsın. Tek başıma kafamı dinleyeyim. Döndüğümde hayata tam olarak içeri girdiğim andan devam edeyim. Hayaller işte.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel bir hayal.. Gerçek olabilseydi çok isterdim ben de :)

      Sil
  16. NEKADAR DOĞRU VE GÜZEL İFADE ETMİŞSİNİZ...

    YanıtlaSil
  17. Suan tam benim icin yazilmis bir yazi. Resmen tikanmistim. rahatladim biraz. kafamda yapmam gereken adimlar olustu. insanin cocuklari herseyi Allah onlari esirgesin. Aksam olunca hep üzülüyorum bugün onlarla istedigim gibi ilgilenemedim diye. sizi 4 5 yildir sessiz takip ediyorum ve Begeniyorum.hayirli geceler.
    kendinize ve ailenize cocuklariniza iyi bakin...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bi parça rahatlatmış olabilmeme sevindim <3 Aynen o duyguyu çok iyi biliyorum çocuklar uyuduktan sonra o pişmanlığı derinden yaşıyordum.. Aynı şeyleri hissetmemek çin çabamın çoğu şimdi.. Beğenilerin ve iyi dileklerin için çook teşekkür ederim sevgiler <3

      Sil
  18. Ne diyecegimi bilemedim ama yazmak istedim. Okudugum andan beri tuhaf kendimce anlam veremedigim bir dusunceye daldim. 7 senedir evliyim 4 senedir anneyim ayni zamandada calisiyorum.ne tam anlamiyla evime yetisebiliyorum ne cocuguma ne esime nede isime hep biri eksik kaliyor sanki . hersey mukemmel olmali dedikce daha kotu oluyor. Mesela 1haftadir cocugumu bile goremiyorum calismaktan. Oysaki onun gelecegi daha iyi olsun diye cabaliyorum. Gelecegini mukemmellestirmeye calisirken şimdisi eksik oluyor. Esim yorulmasin diyorum evin butcesine katkim olsun daha rahat yasayalim derken birbirimize hasret düşer olduk. Bende nerde yanliş yapiyorum? Postunu okudugumdan beri tek dusundugum bu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biraz fazla yıpratıyoruz sanırım kendimizi.. Önceliklerimizi iyi belirleyemiyoruz.. Çok düştüm bu hataya ben mesela.. Biraz durmak sakinleşmek lazım belki ki.. Giden zamanlar geri gelmiyor çünkü.. Ben kendi adıma boşa harcadığım epey zaman olduğunu düşünüyor ve pişmanlığını yaşıyorum..

      Sil
  19. her kelimesine sonuna kadar katılıyorum harika bir yazı eline emeğine sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim okuyan gözlerinize sağlık sizlerin de..

      Sil
  20. Merhaba seni yıllardır takiptedeyim ara ara boşlasam da yeni bloğun hayırlı olsun Allah yolunu açık etsin

    YanıtlaSil
  21. Kullanılmışlılarım diye başlayan bir paragraf varya orada tam benim hayatımda özetlenmiş. Özellikle son haftalardır moralimin ve psikolojimin bozulmasında büyük etken olan her şey herşey burda...Blogunuz bugun tesadüfen okudum ve çok sevdim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok mutlu oldum buna.. Her zaman beklerim.. Dilerim moral bozukluğunuz en kısa zamanda düzelir kimse için değmiyor ben çok yıprandıktan sonra farkettim bunu.. Kendimize yapıyoruz aslında..

      Sevgiler <3

      Sil
  22. Ilkaycim seni bundan beş altı yıl önce çeyiz hazırlıyım sırasında sofra düzeni Vs.. aratirken buldum... çok sevdim o zamanlar henüz hamileydin ikna cerceverinden orgulerle çok tatlı şeyler yapiyodun ve samimiyetine içtenliğine , el emriyle birşeyler üretmeye bayılmıştım...
    Takip etmeye başladın blogundaki tüm yazıları okudum, tariflerinin bir kaçını evlendikten sonra denedim...
    Fakat zaman içi de takip ederken seni sıkılmaya başladığımı hissettim , herşeye abartılı ( bence) yapılan doğum günleri,kalabalık partiler, şununla şuraya gittim , birası güzel bir yer falan gibi reklama yönelik paylasimlarindan sonra seninde diğerleri gibi olduğunu düşündüm ve üç yıl kadar önce takibi bıraktım...
    Altı yedi ayda bi girip ne paylaşmış diye konuları a bakıp hala aynı şeyleri gördüğüm için incelemiyodum bile ... az önce yine altı ay gibi bi sure geçtiği için bi bakiyim dedim ve yeni bir blog açtığını gördüm...
    Bu yazın bana 6 yıl öncesinin olayını hatırlattı:) insanın bazen fabrika ayarlarına dönmesi gerekir sanırım bunu basarmaya çalışıyorsun:)
    Seni tebrik ediyorum... insanın yaşadığı herşey ona mutlaka iyi kötü bir şey öğretir sen biraz fazlasını öğrenmişsin sanırım. Bi yönden iyi olmuş tüm o sahtekarliklari sürdürmek zorunda değilsin artık:) sevgilerle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim yapıcı eleştirilerin için.. Sanırım başardım artık kendimi iyi hissediyorum.. Buraya sık sık beklerim sevgiler <3

      Sil
  23. Zaman zaman okuyorum, yayınladığından beri, çünkü çok ders var içinde:)asosyal yaşamımdan biraz daha mutluluk duyuyorum okuyunca, çünkü ben de hassas biriyim,bir de lüzumsuz kişilerin hayasızca akınlarına dur demezsem bu kadar huzurlu olamazdı evliliğim diye düşünüyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın ve doğru düşünüyorsun bence :) Aynen devam bu şekilde mutluysan <3

      Sil

Yorum yapmak için blog sahibi olmanıza gerek yok.. ADSIZ seçeneğini seçerek yorum bırakabilirsiniz..
Yorumlarınız onaylandıktan sonra görünecektir endişe etmeyiniz :)

Güzel yorumlarınız için teşekkürler <3

İzleyiciler